Pazar Günleri Açığız
RANDEVU ALMAK İÇİN:0 282 654 44 44

HİZMETLER

İMPLANTOLOJİ

İMPLANT NEDİR?
İmplantasyon günümüz diş hekimliğinde eksik dişlerin tedavisinde sık kullanılan, diğer protez ve köprü uygulamalarına karşı iyi bir alternatiftir. İmplant eksik diş bölgesindeki kemik içine yerleştirilen bir vida sistemidir.bu vida tamamıyla doku dostu olan titanyumdan üretilir.
 
Çene kemiğine yerleştirilen implantın iyileşmesi ve kemiğe adaptasyonu için 3 / 6 ay kadar beklemek gerekir.Daha sonra bu implantın üstüne seramik bir kuron (kaplama) yapılarak implantasyon işlemi tamamlanır. İmplant sadece tek veya birkaç diş eksikliğinde değil dişsiz alt ve üst çenelerde uygulanabilir.İmplantlar üzerine uygulanacak protezler, daha stabil, daha konforlu ve daha estetik sonuçlar sağlayacaktır. Bu tedavi dişsiz bölgelerde çene kemiğine yerleştirilen doku dostu vidalarla hareketli takma protez kullanımına son verir.Günümüzde, risklerin en aza indirildiği bu yöntemle, vidalar üzerine yerleştirilebilen sabit protezler sayesinde estetik ve fonksiyonel açıdan başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

 

İMPLANTLAR NE KADAR DAYANIR?
İmplantınızın size uzun süreli hizmet verebilmesi için doktorunuzun önereceği hijyen kurallarına uymanız gerekir.Araştırma sonuçlarına göre implantlarda başarı oranı %98 dir.

Eğer diş hekiminizin tavsiyelerine uyar, iyi bir diş fırçalama alışkanlığı ile ağzı hijyenik tutarsanız, yeni yapılmış olan implant dişiniz ile çok daha mutlu olacaksınız.

Yeni dişlerinizin size kendinizi daha değerli hissetme duygusu ile daha yüksek yaşam kalitesi sağladığını fark edeceksiniz. Yapılan diş  gerek sizin tarafınızdan gerekse başkaları tarafından, çok doğal ve estetik göründüğü için çok zor farkedilecektir.Yeni dişiniz doğal dişiniz gibi görülecektir.Protezin sağlık olarak yerleşmesi size tekrar rahat yemek yeme ve özgürce konuşabilmenize olanak sağlayacaktır.

Tekrar rahatça gülümseyebilecek hayatınızın tadını çıkarabilecek ve ısırarak elma yiyebileceksiniz

FAST&FİXED (1 GÜNDE SABİT DİŞ)

FAST&FİXED (1 GÜNDE SABİT DİŞ)

 

İmplant nedir?

İmplant, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen yapay diş köküdür. Geleneksel kaplama, köprü ve damak protezlerine göre çok daha güvenli fonksiyonel alternatif tedavi şeklidir.
 

 İmplantın Faydaları Nelerdir?

İmplant tedavisi rahat, sağlam ve güvenilir bir uygulamadır. İmplant, üzerine yapılan protezler, gerçek dişlerin yerini alırken doğal bir yapı oluştururlar. Eksik dişler tamamlanırken, sağlıklı dişlere dokunulmamış olur. Tüm protezlere oranla çok daha uzun ömürlüdürler.
 

İmplantın Tedavi Süresi Nekadardır?

İmplant operasyonları günümüzde sadece 10 dakika içinde yapılması bile mümkün oluyor. Diş ve kemik yapınıza göre belirlenen operasyon şekline göre toplam süre değişir. Genelde birinci operasyondan sonraki ikinci ayda işlem bitirilir. Bu süre zarfında geçici protezlerle normal günlük hayatınıza devam edebilirsiniz.
 

Tek Diş Eksikliği

Geleneksel köprü tedavisi ile kıyaslandığı zaman tek diş implantının estetik avantajı yanında diğer en önemli avantajı boşluğa komşu dişlere herhangi bir müdahale yapılmadan kayıp dişi geri kazandırmasıdır. Tek diş implantları komşu dişle bağlantılı değildir, bu yüzden aralarından diş ipi geçirilebilir ve doğal dişler gibi mükemmel temizlik yapılabilir. Geleneksel köprü tedavisinde ise boşluğa komşu dişler ayak olarak kullanılmak üzere aşındırılır ve buda uzun vadede dişin ömründen çalar. Ayrıca geleneksel köprüde dişler birbirine bağlıdır ve aralarında diş ipi geçirilemez.
 

Birden Fazla Diş Eksikliği

Birden fazla dişin eksik olduğu durumlarda, eksikliği gidermek için implanta alternatif olan uygulamalar, hareketli protezler ve köprü protezi uygulamalarıdır. Bu da mutlaka çevre dokularda travmalara neden olacaktır. Bu sebepten ötürü anatomik yapıların izin vermesi durumunda implant vazgeçilmez bir uygulamadır.
 

Tamamen Dişsiz Çene

Tamamen dişsiz çenelerin tedavisinde, implant diş hekimliği hareketli veya sabit protez seçenekleri sunmaktadır. Her iki seçeneğinde alışılmış takma dişlere karşı çok daha avantajlı olduğu aşikârdır. İmplant üstü protezler her durumda ağızda hareketsiz durabilir. Çiğneme kuvvetleri çene kemiğine dağıldığından kemik erimesi engellenir, protezin uzun dönemde ağız içine de sabitliği garantilenmiş olur. İmplanta dayanan protezlerde ağrıya yol açan baskı noktaları oluşmaz. Damak protez malzemesi ile kapatılmaz.

Bu sayede tat almak yemeğin keyfini çıkarmak mümkün olur. Tamamen dişsiz çenelerde en çekici çözüm, İmplantlara vidalanmış bir dizi diştir. Doğrudan implantlara sabitlenen bu dişler dişetleriyle uyumlu bir hizada sonlanır.

CERRAHİ

GÖMÜLÜ DİŞLER
Ağıza sürme yaşı tamamlandığı halde ağız içinde yerini alamamış, kemik veya doku içinde kısmen veya tamamen kalmış olan dişlere gömülü dişler denir.

Günümüzde insanlar yiyeceklerini daha pişmiş ve hazır yumuşak besinlerle sağladığı için çenelerde küçülme olmuştur. Bu nedenle çenede yer darlığı meydana gelmeye başlamış ve bazı dişler çene kemiği içinde gömülü kalmışlardır..

İnsan çenelerdeki sıkışıklık, çarpıklık ve yersizlik başlamıştır. Özellikle alt 20 yaş, üst köpek dişi gömülü kalmaktadır.


GÖMÜLÜ DİŞLER NEDEN ALINMALIDIR?
Gömülü dişler, ( yan veya tam gömülü ) hastalarda bazı rahatsızlıklara neden olmaktadır. En fazla alt yirmi yaş dişi gömülü kalır ve arka bölgedeki yumuşak doku tam temizlenmediğinden enfeksiyon başlar. Bu bölgedeki enfeksiyon bazen o kadar kötüye gidebilir ki, hasta ağzını açamayacak duruma gelebilir ve hastanın mutlaka dişhekimine başvurması gerekir. Dişhekimi hastaya antibiyotik tedavisi uygulamaya başlayacak ve randevu verecektir. Daha sonra dişin pozisyonunu görmek için röntgen ( panaromik film ) alacaktır.

Gömülü dişler çevrelerindeki diğer dişlerin kemik dokusunu zayıflatır ve bu dişlerin dişetlerinde hastalığa sebep olabilir. Ayrıca gömülü dişler komşu dişlerin köklerine baskı uygulayarak bu dişlerin köklerinin erimesine neden olabilir. Bu basınç yüzünden diş dizilerinin çarpıklaşmasına, bozulmasına neden olabilir.
Gömülü dişler çene içerisinde kaldığı müddetçe dejenerasyon  ( bozulmasına ) sebep olarak kist ve tümörlerin oluşmasına neden olabilirler.Gömülü dişler hastalarda belirli bir neden olmaksızın ağrıya sebep olabilirler. Eğer hastaya ortodontik tedavi yapılmışsa gömülü dişler dişhekiminin uygulayacağı kuvvette ters yönde kuvvet uygulayıp, ortodontik tedavi ile düzeltilen düzgün diş dizilerinin bozulmasına sebebiyet vererek, ortodontik tedavisinin başarısını ortadan kaldırabilirler. Bütün bu olumsuzluklar da biz dişhekimlerinin istemediği olaylardır. Bunun için gömülü dişlerin alınması gereklidir.


GÖMÜLÜ DİŞ OPERASYONU SONRASI BİLİNMESİ VE UYULMASI GEREKENLER NELERDİR?

Operasyon bitiminden 2 saat sonra yumuşak ve ılık gıdalar ile beslenilmelidir. Dişhekiminin koyduğu tampon 30 dakika sonra çıkartılıp atılmalıdır. Kesinlikle tükürülmemeli ve kesinlikle gargara ( ilkgün) yapılmamalıdır. Operasyon sonrası sigara en az 3 / 4 saat içilmemelidir. Dişhekiminin yazdığı ilaçlar saatinde aksatılmadan kullanılmalıdır. Bütün bunlar siz hastalarımızın daha çabuk iyileşmesi ve daha sağlıklı olabilmeleri için biz dişhekimlerinin önerileridir.


OPERASYON SONRASI KARŞILAŞABİLECEK DURUMLAR
Operasyon küçümsenerek bir olgu değildir. Tabiki operasyon sonrası bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bunlar sızıntı şeklinde kanama, operasyon bölgesinin şişmesi, kızarıklık, ağız açmada zorluk, ağızda koku, ağrı, yutkunmada zorluk, boğazda ağrı olabilir. Operasyon bölgesinde morluklar, dil, dudak ve yanak uyuşukluk (hissizlik) olabilir.
Gömülü dişin çene içerisindeki konumu veya operasyon sırasında damar sinir paketine yakınlığı sebebiyle operasyon sırasında ve sonrasında damar sinir zedelenmeleri veya komşu dişlerde zedelenmeler olabilir. Tüm bu komplikasyonlar operasyon öncesi alınan panaromik çene röntgeni ile dişhekiminizin gerekli tedbirleri almasına karşın çıkabilir. Zamanla komşu dokularda olaşan zedelenmeler, dokunun kendisini yenilemesiyle geçer, ancak bu olay 1 / 2 yıl rahatsızlık verebilir. Zaman böyle durumlarda en iyi ilaçtır, sabredilmesi gerekir.

ORTODONTİ

ORTODONTİ NEDİR ?
Ortodonti, kapanış bozuklukları ve dişlerin çenelerdeki konumlarının nasıl oluştuğunu inceleyen, teşhis eden, bu bozuklukları önleyen ve tedavi eden bir dişhekimliği dalıdır.

Aileler, günümüzde çocuklarının ağız / diş sağlığına çok duyarlıdır. Eğer aileler, çocuklarının ortodontik tedavilerini daha erken yaşlarda yaptırırlarsa, tedavi hem daha kolay hem de daha ucuza mal olacaktır.
Aileler çocuklarının dişlerinde bazı bozukluklar gördüklerinde hemen bir dişhekimine başvurmaları gerekir.

Alt çene, üst çeneye göre daha ilerde olması, parmak emmesi, çapraşık dişler, erken çekilmiş süt dişleri gibi bozukluklarda bir dişhekiminin müdahalesine ihtiyaç olacaktır.

Dişhekimi hastayı inceleyip, gereğinde röntgen çekip, model analizi yapacaktır. Bu model analizi ve röntgenler diş hekimine, dişlerin konumunu, dişler arkaları ve çene kemikleri hakkında bilgi verir. Ayrıca hastanın ebeveyni de ortodontik problem konusunda bilgilendirilir.

Eğer problem ( bu model analizinden sonra ) hafifse, basit hareketli ortodontik teller ile tedavi uygulanabilir.  Ama problem büyükse o zaman hekim sabit braketli ortodontik tedaviyi tercih eder.

NEDEN ORTODONTİK TEDAVİ
Devamlı bir diş dizisi için, çene ve yüzdeki estetiği sağlamak amacıyla ortodontik tel tedavisine ihtiyaç duyulur.
Çapraşık olan dişlerin temizlenmesi daha zordur. Bu durumda çürüğe ve periodontal ( dişeti) hastalığa yatkınlık artacaktır.
Ağız solunumu yapan hastalarda ön dişler kapanmayabilir. Bu da dişlerde bakteri plağı birikimine yatkınlığı attırabilir. Bakteri plağı birikimi de çürüğe ve dişeti sağlığının bozulmasına sebep olacaktır.

ORTODONTİK TEDAVİ SIRASINDA AĞIZ VE DİŞ BAKIMI NASIL YAPILMALIDIR ?
Her yemekten sonra dişler fırçalanmalıdır. Günde en az iki kere arayüz fırçaları veya diş ipi ile dişlerin araları temizlenmelidir. Kontrollere düzenli gidilmelidir. Dişhekiminin önerileri doğrultusunda tüm hareketli ve fonksiyonel apereyler aksatılmadan takılmalıdır.
Kola, gazoz gibi asit içeren içecekler tüketilmemelidir.

Et, kızarmış ekmek, elma, havuç gibi sert yüyecekler ufak parçalar halinde yenmelidir. Aksi takdirde uygulanan teller deforme olur ve tedavinin şeklini olumsuz etkiler.

PEKİŞTİME TEDAVİSİ NEDİR ?
Ortodontik tedavi bittikten sonra dişler yeni düzeltilen konumlarından eski düzensiz yerlerini alma eğilimindedir. Bunu önlemek için hareketli veya sabit pekiştirme apareyleri kullanılır.
Hekimin tavsiye edeceği şekilde ve süre ile bu apereyler tedavi sırasında harcanan emeği boşa gitmemesi ve estetiğin idaresi için ağızda taşınması gerekir.
 

Koruyucu Ortodonti (1. faz)


KORUYUCU  (1.FAZ)   ORTODONTİK   TEDAVİ

İleriki yaşlarda yaşanan ağız yapısı bozuklukları, dudak ve dil fonksiyonlarındaki, çene gelişimindeki sorunların ortak nedeni erken yaşta teşhis edilmeyen ortodontik problemlerdir. Kalıtsal sebepler, parmak emme, emzik ve biberonun uzun süreli, yanlış kullanımı, süt dişlerinin erken kaybı ortodontik problemlerin başlıca nedenleridir.

Erişkin dönemde uzun ve yorucu, maliyetli uygulamalara başvurulması gereken ortodontik sorunlar  7 – 8  yaşına kadar teşhisi gerçekleştiğinde kısa süreli, kolay ve acısız ‘KORUYUCU   (1.FAZ)   ORTODONTİK TEDAVİ’ ile çözümlenebilir.

8 yaşa kadar teşhis edilen ortodonti problemleri koruyucu ortodontik tedavi yöntemi ile kısa sürede, hastaya uzun süreli acı yaşatmadan çözüm bulabilir. Tüm çocuklardan kolaylıkla alınabilen bir  panoramik röntgen sayesinde ortodontik anomali olabilecek ağız yapısı teşhis edilir.Sonrasında hastaya tedavinin türüne göre yer tutucu adlı, tek dişi ilgilendiren basit aparatlar ile dil dudak ve parmak emmeyi, diş gıcırdatmayı önleyen aparatlar yerleştirilir.

Büyüme dönemi içinde yapılabilen bu tedavi eğer bu süreç içinde yapılmazsa  daha sonra oluşacak ortodontik anomalinin iyileştirme şekli koruyucu ortodontik tedaviye göre daha zor ve daha masraflı olacaktır.
 

HAREKETLİ APEREY KULLANAN HASTALARA ÖNERİLER

Apareylere alışmak birkaç hafta sürebilir. Bazen dişlerde ağrı ve ağızda yaralanmaya sebep olabilir. Yemek yemek ve konuşmak zor olabilir. Ama bütün bu problemler geçicidir. Bunun için ilk haftada aparey hiç çıkarılmamalı ve ılık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır.

Erişkin Ortodonti (2. Faz)


ERİŞKİN  (2.FAZ) ORTODONTİK TEDAVİ

Ortodontik tedaviler, yani diş dizilimlerindeki ya da alt ve üst çene ilişkilerindeki bozukluklarin tellerle düzeltilmesi,  sadece büyüme çağındaki bireylere değil, büyüme ve gelisme çağını tamamlamış  erişkin hastalara da uygulanabilmektedir.
 

Ancak yaşın ilerlemesiyle kemik yapısındaki değişikliklere bağlı olarak, dişlerin hareketleri daha zorlaşmakta, elde edilen düzeltmelerin ise korunma süreleri  daha uzamaktadır. Arzulanan diş hareketleri ancak diş ve diş etlerinin sağlıklı olduğu durumlarda söz konusu olabilir. Bu yüzden erişkinlerdeki olumsuz beslenme, bakım alışkanlıkları, sistemik hastalıklar, ilaç, alkol, sigara, kullanımı gibi faktörler ortodontik tedavilerin başarısını  hatta uygulanmasını  engelleyebilmektedir.
 

Erişkin ortodontik tedavide, dişlerin üzerine yapıştırılan ve tellerin kuvvetlerini dişlere   ileten  “braket” adı verilen küçük aparatlar kullanılır. Braketler oldukça küçüktür, eğer istenirse diş renginde olanları da tercih edilebilir. Diş rengindeki porselen braketler hastanın dış görüntüsünü hiç etkilmeden tedavinin devamlılığını sağlar.
 

Erişkin ortodontik tedavilerde ,tedavi süresi biraz daha uzundur.

LAZER DESTEKLİ DİŞ HEKİMLİĞİ

Günümüz teknoloji çağı olarak adlandırılmaktadır ve bu çağdaki gelişmeler dişhekimliği alanında da kendini göstermektedir.Diş hekimliğinde lazer kullanımı hasta ve hekimler için büyük bir buluştur.

Lazer dişhekimliğine 1950 – 1960 lı yıllarda kullanılmaya çalışılmış fakat en güvenli ve etkili kullanımı son yıllardaki yeni bilgilerin elde edilmesi ile artmıştır.Dişhekimliğinde kullanılan lazer cihazlarının bu konuda eğitim almış almış kişiler tarafından kullanılması gerekir.Çünkü lazer ile nelerin yapılabileceği sınırının,uygulanan işlemde hangi lazer kaynağının uygun olduğunun iyi bilinmesi gerekir.Lazerde çalışma güvenliği çok önemlidir. Lazer;mutlaka uygun ortamlarda, eğitimini alan, güncel gelişmeleri takip eden hekimler tarafından kullanılmalıdır.

Lazer kullanımı ile pek çok dişhekimliği işlemleri rahatlıkla yapılabilir. Bunlar:
 

DİŞ BEYAZLATMA :
İnsanlar tarafından en çok istenen şey beyaz ve sağlıklı bir gülüştür.Diş beyazlatma işlemi eski geleneksel yöntemlerle de yapılabilirken lazer kullanımı ile daha hızlı ve efektif sonuçlar alınabilmektedir.Bu işlem sonrası hastaların,hekimleri tarafından önerilen tedavi sonrası bakımlarını da özenle uygulamaları gerekir.
 

DİŞ DOLGUSU YAPTIRMAK :
Çürük dişler insanlar için büyük bir problemdir ve dünyada görülen en yaygın hastalıktan birisidir.İlerlememiş çürükler ( henüz kırık oluşmamış ve gece ağrısı yapmamış çürükler) lazer ile çoğu zaman (% 95 oranında) uyuşturulmadan(iğne yapılmadan) temizlenip dolgusu yapılabilmektedir.Lazerin ağrı hissi vermeden çürük dokuyu temizlemesi, cihazın özellikleri sayesindedir.Çocukların diş tedavisi korkularını yenmek açısından lazer kullanımı büyük bir avantajdır.
 

KANAL TEDAVİSİ :
Çürüğün çok ilerlediği dişin özüne yani canlı dokularına kadar ilerlediği durumlarda ağrıyı kesmek ve dişi ağızda tutmak amacı ile kanal tedavisi yapılmaktadır.Ancak bazı vakalarda ağrı geçmeyip daha şiddetli bir hal alabilir.Böyle vakalarda lazer kullanımı ile dişin derinliklerine yerleşmiş olan bakteriler lazer enerjisi yardımı ile elemine edilir (öldürülür) ve enfeksiyonun geçmesi sağlanarak diş kurtarılır.Tabi ki tedavi esnasında hangi lazer kaynağının kullanılacağının da iyi bilinmesi gerekir;uygun olmayan lazer kaynakları kullanımı ile tedavi süresi uzayıp, başarı oranı azalabilir. Kök ucu enfeksiyonu olup da klasik dişhekimliği tedavileri ile sonuç alınamayan;kanal tedavisine cevap vermeyen dişlerin lazer ile tedavisi mümkündür.

DİŞETİ TEDAVİLERİ :
Ağız sağlığımız için dişetleri de dişler kadar önemli bir yapıdır.Çünkü sağlıksız dişetleri,sağlıklı dişlerin kaybına neden olabilir.Şiş,kırmızı,iltihaplı dişetleri ağız konforunu bozmaktadır.Kronik dişeti iltihabı olup cerrahi yolla dişeti tedavisine ihtiyaç duyulan vakalarda cerrahi tedaviye alternatif,travmatik olmayan yöntem;lazer ile dişeti küretajıdır.Lazer yardımı ile dişetlerinin iyileşme hızı artmakta ve daha sağlıklı dişetlerine daha kısa sürede sahip olabilmekteyiz.Bu tedavi ile çoğu zaman kötü ağız kokuları da ortadan kalkmaktadır.
 

CERRAHİ İŞLEMLER :
Lazer sayesinde birçok cerrahi işlem daha rahat ve kolay yapılabilmektedir.Gömülü dişlerin çekimleri,apikal rezeksiyon (kök ucu apseli dişlerde uygulanan işlem),dişetlerinde yapılan ameliyatlar(dil bağcığı,dudak bağcığı uzaklaştırılması için dişin üzerine uzamış enfeksiyon yaratan dişetlerinin uzaklaştırılması) kolaylıkla yapılmaktadır.Lazer cihazının bu işlerde kullanılmasının amacı iyileşmenin hızlı olması ve işlem sırasında ağrı duyulmamasıdır.



DİŞ HASSASİYETİ :
Dişeti çekilmiş hastalarda kök hassasiyetleri oluşur.Bu hassasiyetleri gidermek Lazer tedavileri ile mümkündür.Dikkatli yapılan teşhis sonrası hastalar lazer ile tedavi edilir ve kontrol randevuları ile oluşan sağlık durumu idame edilir.
Lazer uçuk tedavilerinde de kullanılabilir.Stresli veya vücut dirençleri düşük olan kişilerin sık sık dudak çevresinde uçuk çıkardığı görülür.İlk gün lazer uygulaması ile bu hastalığı tedavi etmek ve ağrıyı kesmek mümkündür.
 

Bazı insanlar ağız içinde oluşan küçük beyaz yaralardan şikayet ederler,bu yaralara aft denir ve aftlar dönem dönem çıkıp ağız içinde ağrılara sebep olurlar.Yemek yemek ve diş fırçalamak zorlaşır.Lazer yardımı ile aftların tedavisi mümkündür.

Başlıklar halinde ele aldığımız dişhekimliği işlemleri lazer yardımı ile daha hızlı,rahat ve ağrısız yapılabilmektedir.Gelişen lazer teknolojisi ile,dişhekimliğinde uygulanan işlemleri;temiz,hijyenik ve kaliteli bir ortamda talep etmek her insanın hakkıdır.

ESTETİK DİŞ HEKİMLİĞİ
DİŞ BEYAZLATMA

Beyazlatma, dişlerin yüzeyindeki gözenekli mine yapısında ve  arka bölgelerde oluşan renkli organik ve inorganik maddelerin  çözünerek ,dişin ana renginin açılması işlemidir. 

  Beyazlatma işlemi ,gözenekli mineden dişin içine girmiş ve fırçalama ile çıkarılamayan renklenmeler için uygulanır. Dişlerin oluşumları esnasında meydana gelen yapısal bozukluklar ve bazı antibiyotik gruplarını uzun süre kullananlara da uygulanır. Bleaching(beyazlatma) işlemi bu tip vakaların büyük bir kısmında çok başarılı olur.

  Ayrıca, diş yüzeyine bazı gıdalardan, sigara, çay, kahve gibi boyayıcı ajanlardan yapışan renklenmelerde de diş beyazlatma uygulanır.Diş temizliği yaptırdığınız halde dişlerinizin renginden memnun değilseniz yine diş beyazlatma yapılır.

Farklı renklenmeler farklı tedaviler gerektirir. Bu nedenle ne tip bir uygulama yapılması gerektiğine diş hekiminiz karar verecektir.

Diş beyazlatma işleminin mutlaka dişhekimi kontrolünde yapılması gereklidir. Şu anda uygulanan temel olarak iki tip beyazlatma işlemi vardır.

Birincisi OFİS TİPİ beyazlatma işlemidir. Uygulaması:

  • Beyazlatıcı jel dişhekimi tarafından diş üzerine yerleştirilir.
  • İlgili dişin üzerine beyaz renkli ışık kaynağı bir süre tutulur.
  • İşlem bittiğinde sonuçlar gözlenmeye başlanır.

İkinci yöntem hastanın evde kendisinin uygulayabileceği HOME BLEACHİNG denilen tipidir. Uygulaması;

  • Dişhekimi ağızdan ölçü alıp dişlerin üzerine takılabilen ince lastik plak hazırlatır.
  • Bu ince plağın içine beyazlatıcı jel yerleştirilerek günde en az 6-8 saat bekletilir.(çoğunlukla gece uyku sırasında takılır.) -Tedavi ortalam 1-4 hafta  arası sürer.
LAMİNATE UYGULAMALARI

Diş üzerindeki kötü renkleşmeleri yoketmek veya  diş boyut ve şeklini değiştirmek için, çok az aşındırma yapılarak dişin ön yüzüne yapıştırılan kaplamalara LAMİNATE VENEER adı verilir. Dişhekimliğinde uygulanan en koruyucu tedavilerden biridir. İki tipi vardır: kompozit laminate veneerler ve seramik laminate veneerler.
Seramik laminate veneerler 0.3-0.7mm kalınlığında çok ince porselen yapraklardır. Dişlerin ön yüzeylerine bonding ajan kullanılarak özel bir şekilde yapıştırılır. Takma tırnak gibi düşünülebilir. Kalınlıkları bir lens kalınlığı gibi düşünülebilir. Dişin üzerinden çok az madde kaldırıldığı için oldukça koruyucu ve zararsız bir işlemdir.

LAMİNATE VENEER UYGULANAN DURUMLAR

  • Kırık dişlerin tamir edilmesinde
  • Aşınmış dişlerin tamir edilmesinde
  • Diş beyazlatma gibi yöntemlerle sonuç alınamayan ileri derecedeki antibiyotik, flor renklenmelerinde,kalıtsal yapı ve renk bozukluklarında.
  • Ayrık dişlerin bitiştirilmesinde(diastemaların kapatılmasında)
  • Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde
  • Çapraşık ve eğri dişlerin düzeltilmesinde
  • Ön dişlerinde seviye farkının düzeltilmesinde
ZİRKONYUM UYGULAMALARI
Zirkonyum Uygulamaları

TAM SERAMİK (ZİRKONYUM) KRON VE KÖPRÜLER
Günümüzde estetik beklentilerin artmasıyla metal destekli porselen kaplamaların yerini tam seramikler diye adlandırılan zirkomyum alt yapılı metal desteksiz kaplamalar almıştır. Tam seramikler yapımında amaç daha doğal daha estetik sonuçlar elde etmektir.Doğal dişler ışığı geçirir,belli bir saydamlıkları vardır. Metal destekli porselenler alt yapıdaki metal sebebiyle ışığı geçirmez daha mat bir görüntü sunar. Tam seramikler ise doğal dişin ışık geçirgenliğine sahiptir,böylece daha doğal görünümler sunar. Tam seramikler tamamen doku dostudur, alerji riski yoktur,dişeti ile uyumu metal destekli porselenlere göre kat kat iyidir. Metal destekli kaplamalarda,metalin rengi hasta dişetine morumsu lekeler şeklinde yansıyabilir. Ama tam seramiklerde dişeti çekilse dahi diş-dişeti sınırı estetik görünümünü korur.

DİŞETİ ESTETİĞİ

Estetik bir gülüş elde etmek için sadece dişlerin şekillerini ,renklerini değiştirmek yeterli değildir.  Dişlerin bembeyaz olması estetik bir görüntü için yeterli değildir. Diş ve dişi çevreleyen dokular birbirleriyle uyum içinde olmalıdır. Gülüş estetiğini belirleyen öğeler arasında dişetinin ne kadar göründüğü,asimetrik olup olmaması da vardır. Asimetrik dişeti kenarları dişlerin düzensiz, gülüşümüzün eğri olduğu izlenimini verir. Eğer dişetlerimiz çekilmişse dişler olduğundan daha uzun görünür.  Eğer dişetlerinde iltihaplanma varsa dişetleri şiş,kanamalı ve mor görünecektir. Tüm bu durumların tedavisinde kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
 

1) GİNGİVEKTOMİ VE GİNGİVOPLASTİ:
Güldüğünde dişetleri çok fazla görünen hastalarda yani “gummy smile” diye adlandırılan gülüşlerde uygulanan tedavi şeklidir. Asimetrik dişeti kenarlarına sahip hastalarda da bu teknik uygulanabilir. Gülüşü bozan dişetindeki fazlalıklar ya tamamen alınır yada tekrardan şekillendirilir. Lokal anestezi altında yapılan işlemde hasta kesinlikle hiçbir ağrı hissetmez. Kliniğimizde bu işlemlazer cihazı ile hiç ağrısız ve kansız yapılabilmektedir. 
 

2)DİŞETİ GREFTİ:
Dişeti çekilmesinin fazla olduğu bölgelere,dişeti doku grefti ekleyerek uzamış gibi görünen dişin açığa çıkan kök kısmının kapatılması işlemidir.

Bazı vakalarda daha önce yapılmış travmatik diş çekimlerine bağlı olarak sadece dişetinde değil kemiğin kendisinde defektler, çöküntü alanları oluşabilir. Özellikle ön bölgedeki defektler yapılan protezin estetik kalitesini düşürecektir. Böyle durumlarda  protez öncesi kemik grefti uygulanarak defekt alanları kemikle doldurulabilir.

GÜLÜŞ DİZAYNI
Gülüş Dizaynı

Günümüz toplumunda kişilerin dış görünüşü çok önemli hale gelmiştir. Estetik kavramının önemi gün geçtikçe artmaktadır. Araştırmalar göstermiştir ki yeni bir insanla ilk defa tanışmada en çok dikkat edilen şey gülümsemedir. Gülmek yüzümüzdeki pek çok kas grubunun çalışmasıyla oluşan ve dişlerimizin göründüğü bir mimiktir. Fakat sadece dişler değil, yüz kasları, yanaklar, dudaklar, dişetleri hepsi bir bütün ve belli bir uyum halinde gülüşümüze yansır. Bu yüzden güzel bir gülümseme için sadece dişlerin beyaz olması yeterli değildir.    
Değişen estetik kavramında amaç en doğal görünüşü, doğala en yakın gülümsemeyi elde etmektir. Sizin kişisel özellikleriniz ve isteklerinizle, doğallık ve fonksiyonu birleştirerek yüzünüze en uygun ideal gülümsemeyi oluşturma işlemine “GÜLÜŞ DİZAYNI” adı verilir.


    Gülüş dizaynı yapılmadan önce ayrıntılı bir gülüş analiz gereklidir. Gülüş analizinin başlangıcında elinize geniş bir ayna alın ve kendinize şu soruları sorun:
    —gülüşünüzden ne kadar memnunsunuz?
    —dişlerinizin renginden memnun musunuz?
    —dişlerinizin şeklinden memnun musunuz?
    —gülümsediğinizde elinizle ağzınızı kapatma ihtiyacı duyuyor musunuz?

Bu soruların cevaplarını bir yere not ediniz. Kendi istek ve düşünceleriniz hekiminize doğru ve eksiksiz bir şekilde anlatmak çok önemlidir. Hekiminize gülüşünüz ile ilgili tüm isteklerinizi söyleyiniz. Ne tip bir gülümseme istiyorsunuz onu da mutlaka paylaşın, güldüğünüzde tüm dişlerin gözüktüğü “Hollywood smile” adı verilen gülümseme mi yoksa daha doğal bir gülüş mü?

    Hekiminiz sizin düşünce ve isteklerinizi dinledikten sonra sırada klinik ve radyografik muayene aşaması vardır. Tüm muayene ve tetkiklerin amacı tedavi sınırlarını, hangi isteklerin yerine getirileceğini belirlemektir. Ağız içi ve ağız dışı muayene yapıldıktan sonra fotoğraflar alınır. Gerekli röntgenler çekilir. Hem üst hem alt çeneden başlangıç alçı modelleri alınır. Alt ve üst çene arası kapanış ilişkisi belirlenir. Dişlerde ve çevreleyen diğer dokulardaki problemler, çürükler daha önceden mutlaka tedavi edilmelidir. Gülüş dizaynı yapılırken göz önünde bulundurulması gereken bazı özellikler şunlardır:

1) CİNSİYET: kadın ve erkek anatomisi birbirinden farklıdır. Erkeklerde yüz hatları daha keskin ve belirgindir. Kadınlarda ise daha yumuşak geçişler vardır. Erkeklerde gülme hattı daha düzdür. Kadınlarda ise gülme hattı yukarı doğru kavislidir. Erkeklerde dişlerin hatları daha belirgin ve keskindir. Kadınlarda ise dişlerin hatları daha yumuşaktır.

2) YÜZ ŞEKLİ: yüz şekli ile diş formları arsında benzerlikler bulunur. Uzun yüzlü kişilerde diş formları da uzun, kare veya yuvarlak yüzlü kişilerde diş formları da kare ve yuvarlak olur.   

3) YAŞ: yaşla birlikte dişlerimizin boylarında kısalma, renklerinde koyulaşma meydana gelir. Dişlerin boylarını biraz uzatıp renklerini biraz daha açık tutarak daha genç bir görünüm elde edilebilir.
 

4) DUDAKLAR: Gülüş dizaynı dudakların ince, kalın, uzun ve kısa olmasına göre değişebilir. Var olan kusurlar şekil göz önünde bulundurularak düzeltilebilir. 

Tüm bu tetkikler göz önünde bulundurularak size yakışan en ideal ve en doğal gülüş belirlenir.

DOĞUŞTAN DİŞ EKSİKLİKLERİ

    Bir ya da daha fazla diş eksikliği, insanlarda en sık karşılaşılan gelişimsel anomali olarak tanımlanmaktadır. Doğuştan (Konjenital) olarak bir dişin eksik olması doğum esnasında dişin ağızda olmaması anlamına gelmektedir. Diş eksikliği genelde sürekli diş dizisinde ortaya çıkar. Diş eksiklikleri estetik problemlere, konuşma zorluklarına ve kas fonksiyon bozukluklarına sebep olabilir. En çok üst yan (lateral) kesici diş eksikliğine rastlanmaktadır. Ön bölgedeki diş eksiklikleri bireyin estetik problemlerle karşılaşmasına sebep olur. Diş eksikliğinin nedenleri oldukça karmaşıktır. Yapılan araştırmalar hem genetik hem de çevresel faktörlerin diş eksikliği konusunda etkili olduklarını göstermiştir.
 
    TEDAVİ YÖNTEMİ: Doğuştan gelen diş eksiklerinde en ideal tedavi yöntemi implant uygulamalarıdır. Diş implantları ile diş eksiklikleri başarılı bir şekilde rehabilite edilir. Genç bireylerde iskeletsel gelişim tamamlandıktan sonra implant uygulaması önerilmektedir. Bu amaçla bireyin iskeletsel yaşı el-bilek radyografisi üzerine değerlendirilerek saptanır. Eğer iskeletsel büyüme henüz tamamlanmamışsa, eksik olan diş boşluğuna komşu dişlerin devrilmemesi için yer tutucu özel apareylerin yapılması gereklidir. Eğer eksik olan diş boşluğu diğer dişlerin devrilmesiyle kapanmış durumdaysa, ortodontik düzenlemelerle implant uygulanacak yer kazanılır.

ÇOCUK DİŞ HEKİMLİĞİ

ÇOCUKLARDA DİŞ TEDAVİLERİ
Bebeklerde ilk süt dişleri 6-9 aylarda ağızda görünmeye başlar. Süt dişlerinin sürmesinin tamamlanması 2-2,5 yaşını bulabilir. Bu dişlerin sürmesi sırasında ateş,ağrı, huzursuzluk durumları yaşanabilir. Diş sürme döneminin daha problemsiz atlatılması için diş kaşıyıcılar yada jeller kullanılabilir.

Dişler ağızda görünür görünmez onların temizlik ve hijyen işlemleride başlamalıdır. İlk dönemlerde temizlik temiz nemli bir tülbentle sağlanırken ilerleyen dönemlerde yumuşak çocuk diş fırçaları kullanılabilir. Üç yaşına kadar diş macunu kullanılması önerilmez,çocuk diş macununu yutabilir. Üç yaşından itibaren çocuklara özel diş macunları kullanılabilir. Diş sağlığı üzerinde beslenmeninde büyük etkisi vardır. Bu yaşlarda çocuk bol bol süt ve süt ürünleri,sebze meyveleri tüketmelidir. Dişhekiminiz gerekli görüyorsa fluor tablet ve jelleri dişlerin yapısını güçlendirmek için kullanılabilir. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra Anne-Babanın kontrolü iyi olur.

ÇOCUKLAR İÇİN NASIL BİR DİŞ FIRÇASI SEÇİLMELİ?

Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçaları kullanılmalıdır. Sert fırçalar dişleri aşındıracağı için kullanımı uygun değildir. Eskimiş bir süpürgeyle süpürme işlemi nasıl yapılamazsa, eski bir fırçayla da dişler fırçalanamaz. Fırça kılları aşınır aşınmaz (Ortalama 6 ay) mutlaka değiştirilmelidir.

Süt dişlerinde çürük oluşumu görülürse çocuk derhal bir dişhekimi ile tanıştırılmalıdır.İlk seanslarda dişhekimi çocuk ile bir bağ kurarak,ilk iletişim gerçekleştirilecektir.Ağızda hiç problem olmasa bile çocuk 3-4 yaş diliminde mutlaka bir dişhekimi ile tanıştırılmalıdır.Bu yaşlarda yanlış alışkanlıkları varsa(parmak emme,biberon veya yalancı emzik kullanımı,tırnak yeme vb ..) diş,çene ve yüz profilini bozacağından ;bu alışkanlıkla aile dişhekimi tarafından gerekli müdahaleler yapılmalıdır.

SÜT DİŞLERİ NEDEN TEDAVİ EDİLMELİDİR?

Erişkinler için sürekli diş dizisi ne kadar gerekli ise, gelişimin bu ilk dönemlerinde süt dişleri de aynı oranda önem taşır. Süt dişleri tedavi edilmediği takdirde pek çok problemler ortaya çıkacaktır.

Süt dişlerindeki çürükler, "nasıl olsa yerine yenileri gelecek çektirelim" yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir.Süt dişlerinde çürük varsa süt dişi dolgusu,süt dişi enfeksiyonu varsa süt dişi kanal tedavisi yapılmalıdır.Süt dişindeki enfeksiyon çok ilerlemiş;çocuğun sağlığını ve daimi dişlerini etkileme tehlikesi varsa;kontrollü bir şekilde gerekli koşullar yerine getirilerek süt dişi çekilebilir.Ama böyle bir durumda mutlaka yer tutucu (sabit veya hareketli,pasif veya aktif olmak üzere)yapılmalıdır.

Süt dişlerinin çekim kararı verilirken mutlaka çocuk panoramik röntgen ile,süt dişi-alttan gelen daimi dişin ilişkisi gözden geçirilmelidir.Alttaki daimi dişin gelişimine,süt dişinin kökünün daimi diş ile ilişkisine mutlaka bakılıp analiz edildikten sonra çekim kararı verilmelidir.
 

   
Sabit Yer Tutucu
 
Hareketli Yer
 
Hareketli Aktif Yer Tutucu


Süt dişleri alttan gelen daimi dişlerin baskısıyla köklerin erimesi sonucu düşer Dişler çürük nedeni ile zamanından önce erken kaybedildiğinde,boşluğun her iki yanındaki dişler çekim boşluğuna doğru eğilir.Bu durumda alttan gelecek sürekli diş için gerekli mesafe kaybedilmiş olur,daimi diş;üzerindeki süt dişinin erken çekilmesi ve komşu dişlerin boşluğu doldurması sebebiyle damak veya yanak tarafına doğru eğri ve çapraşık çıkarak ortodontik bozukluklara sebep olur.

Yüzeysel çürükler bile temas ettikleri komşu dişleri çürük tehlikesi ile tehdit eder.Süt dişlerindeki bu çürükler daimi dişlere geçerler.
 

Karışık Dişlenme Dönemindeki Bir Çocuğun Ağzı

Çürük ilerleyip dişin sinirine ulaşır ve zamanla iltihaplanmasına neden olursa, alttan gelecek daimi dişleri etkileyerek daimi dişin gelişimini bozabilir.

Süt dişleri erken çekilirse, yanlardaki dişler çekim boşluğuna doğru kayacağı için çekim boşluğu alttan gelen daimi dişin yerleşemeyeceği şekilde kapanır ve çapraşıklık meydana gelir.


Çürük dişler ağız kokusuna ve çocuğun çürük dişin bulunduğu tarafla çiğneme yapamamasına yol açar.
Çocuğun ağrı ile erken yaşta tanışmasına ve ileride bazı fobilerinin oluşmasına neden olabilir.
Erken dönemde tedavi edilmeyen diş problemleri ilerde genel sağlık problemlerine de sebep olabilir.(örneğin;eklem romatizması,kalp kapakçığı iltihabı vb.)
6-12 yaş diliminde ağızda ve dişlerde dinamik değişiklikler başlayacaktır.Süt dişleri yavaş yavaş sallanarak düşmeye ve yerlerine ön bölgedeki kesici dişlerden başlamak üzere daimi dişler çıkmaya başlayacaktır.
 

Çürük dişler ağız kokusuna ve çocuğun çürük dişin bulunduğu tarafla çiğneme yapamamasına yol açar.
Çocuğun ağrı ile erken yaşta tanışmasına ve ileride bazı fobilerinin oluşmasına neden olabilir.
Erken dönemde tedavi edilmeyen diş problemleri ilerde genel sağlık problemlerine de sebep olabilir.(örneğin;eklem romatizması,kalp kapakçığı iltihabı vb.)

6-12 yaş diliminde ağızda ve dişlerde dinamik değişiklikler başlayacaktır.Süt dişleri yavaş yavaş sallanarak düşmeye ve yerlerine ön bölgedeki kesici dişlerden başlamak üzere daimi dişler çıkmaya başlayacaktır.


6 yaşında ağıza daimi büyük azı dişleri çıkmaya başlar.Daimi 6 yaş dişlerinin (1.büyük azı dişi) çiğneyici yüzündeki anatomik gelişim olukları derin olduğundan bu dişlerin çürük oluşumuna müsait olan bu alanlar koruyucu maddeler(fissür örtücü) ile korunmalıdır.
 


Çene darlığı-çene gelişim yetersizliği olan çocuklarda koruyucu ortodontik tedaviler 6-12 yaş dilimi içerisinde yapılmalıdır.Aksi halde 12 yaşını geçen çocuklarda,tedavisi ağır medikal ve ekonomik yükler getiren uzun süreli ortodontik tedavilere ihtiyaç duyulabilir.


Doğal,orjinal dişlerin konforunu hiçbir suni materyal(takma dişler) sağlayamaz.Süt veya daimi dişlerin çekilmemesi;erken teşhis ile çürüklerin tesbit edilerek dolgularının yapılması, enfeksiyona uğramışsa tedavi edilmeleri ve doğanın doğal dengesinin devam ettirilmesi açısından önemlidir.Keza doğa; zamanı gelen süt dişinin düşmesi,alttaki daimi dişin yerine yerleşmesini mükemmel bir işleyişle sağlamaktadır.Yeter ki insanoğlu vücudunun ihtiyaç duyduğu bakımı zamanında uygulasın,bakımsızlık sebebiyle dişlerini çürütmeyip;çürümüşse, zaman kaybetmeden tedavilerini yaptırsın....

PROTEZ
SABİT PROTEZLER

Ağızdaki diş eksikliklerinin giderilmesi amacıyla boşluğun yanındaki dişlerden destek alınarak, bu destek dişlerin küçültülüp köprü ayağı olarak kullanılması ile yapılan protezler sabit ( kuron-köprü ) protezlerdir. Sabit protezin yapılabilmesi için destek sayısının yeterli olması ve köprüye binecek yükü ( çiğneme kuvvetini ) kaldırabilmesi gerekir.

DİŞHEKİMLİĞİNDE PROTEZ YAPIMININ AMAÇLARI
Hastanın yemek yiye bilmesi yani fonksiyonu sağlamak, estetiği sağlamak, güzel ve anlaşılır konuşmayı sağlamak dişsizlikten kaynaklanan psikolojik sorunları ortadan kaldırmak ve dokuların devamlılığını bütünlüğünü korumaktır. Sabit protezler eksik diş sayısına bağlı olarak 1,2 yada daha fazla dişin küçültülerek seramik ( porselen ) veya akrilik ( biodent / plastik ) materyallerle kaplanıp, küçültülen dişin destek alınması ile yapılır. Ancak seramik uygulamalar gerek estetik açıdan üstün başarı sağlaması gerekse diş eti uyumunun çok iyi olması ve bu nedenin diş etinde şişlik, kızarıklık, kanama gibi iltabi diş eti reaksiyonlarına yol açmaması, dayanıklılığının ve sağlamlığının yüksek olması sebebi ile plastik ( kemik) biodent uygulamalara tercih edilirler.



TAM SERAMİK (ZİRKONYUM) KRON VE KÖPRÜLER
Günümüzde estetik beklentilerin artmasıyla metal destekli porselen kaplamaların yerini tam seramikler diye adlandırılan zirkomyum alt yapılı metal desteksiz kaplamalar almıştır. Tam seramikler yapımında amaç daha doğal daha estetik sonuçlar elde etmektir.Doğal dişler ışığı geçirir,belli bir saydamlıkları vardır. Metal destekli porselenler alt yapıdaki metal sebebiyle ışığı geçirmez daha mat bir görüntü sunar. Tam seramikler ise doğal dişin ışık geçirgenliğine sahiptir,böylece daha doğal görünümler sunar. Tam seramikler tamamen doku dostudur, alerji riski yoktur,dişeti ile uyumu metal destekli porselenlere göre kat kat iyidir. Metal destekli kaplamalarda,metalin rengi hasta dişetine morumsu lekeler şeklinde yansıyabilir. Ama tam seramiklerde dişeti çekilse dahi diş-dişeti sınırı estetik görünümünü korur.
 

Destek dişler küçültülürken dişin özüne ( sinirlerin ve damarların olduğu bölge ) çok yaklaşıldığı durumlarda protez yapıldıktan sonra olası bir ağrı ve hassasiyeti önlemek için dişe kanal tedavisi yapılma gereği duyulabilir. Her şeyden önce unutulmamalıdır ki sabit protez uygulaması ile ağza yabancı bir madde girer ve buna alışmak için belli bir zaman gerekir. Dişler seramik veya biodent- köprü veya kuron ( kaplama) için hazırlandıktan sonra hastanın daha rahat yemek yiyebilmesi için ve diş etlerinin daha iyi iyileşebilmesi için diş teknisyenleri tarafından hazırlanan geçici kuronlar hastanın dişlerine takılır.
 

Bu geçici dişleri daimi olan asıl dişler takılıncaya kadar ağızda koruyarak taşıması gerekecektir. Sabit köprü sistemlerde gövde ( eksik diş boşluğunun olduğu yere koyulan diş ) tabanı diş etine sıkı bir şekilde oturtulmaz. Bunun sebebi buradaki baskıya bağlı olarak dişetinde oluşacak iltihaplanmayı ve kemik erimesini önlemektir. Protez altı hijyen ( temizlik ) boşluğu hasta tarafından diş ipi ve protez arayüz fırçası kullanılarak temizlenmelidir. Ağızda yapay bir madde olduğunda hijyeni de ( temizliği ) maksimumda tutmayı unutmamak gerekir.

Bilinmelidir ki diş hekimi tedaviyi yaparak ağız dokularını ( diş, diş eti, dişi saran alveoler kemik, damağı ve dili saran dokular ) sağlıklı bir hale getirilir. Bu sağlığın devamı birey tarafından sağlanmalıdır.
 

 

Ancak bundan sonraki ağız bakımına vereceği önem en az tedavi kadar önemlidir. Eğer fırçalanmaya ve ağız bakımına yeterli önem verilmezse destek dişler ve dişi çevreleyen dokular ( diş eti, kemik ) tekrar sağlığını kaybeder. Bu basit protezlerde köprü ayağı olan dişlerin sallanması, diş eti çekilmelerine ve sonra destek dişlerin kaybına neden olabilir. Yapılan bütün emekler ve masraflar boşa gidecektir ve daha büyük tedavi ihtiyacı doğacaktır.

HAREKETLİ PROTEZLER

Dengeli beslenebilmek için dişlere ve iyi çiğnemeye ihtiyaç vardır.Bunun için dişlerini kaybetmiş insanların proteze ihtiyaçları vardır. Protezler sadece çiğneme yapmak için değil, hastanın estetiğini sağlamak, daha güzel ve anlaşılabilir konuşabilmesini sağlamak, dişsizlikten kaynaklanan psikolojik sorunları ortadan kaldırmak ve dokuların bütünlüğünü ve devamlılığını korumak için protezlere gereksinim vardır. Hareketli protezler iki tiptir.Yarım damaklı ve tam damaklı protezler (Total).
 

Yarım damak protezlerde hastanın azda olsa dişleri vardır.Bu doğal dişlerden kuvvet alarak hareketli protezler yapılır.Bu hareketli protezler tam damak protezlere göre çok daha kullanışlı, stabil ve tutucudur.Çünkü var olan dişlere tutunarak ağızda kalırlar.Ama tam olarak protezler hiç bir yere tutunmadan, hastanın ağız kasları, dili, dudakları ve tükürüğünün yapıştırıcı etkisiyle ağızda kalırlar.Bu tip protezler tabiki yarım damak protezlere göre daha az tutucudur.Fakat dişsizlik her iki protez kullanmaktan daha zordur.Kaybedilen dişlerin yerine protez yapılmaz ise, yediğimiz gıdalar mekanik olarak yeterince öğütülmeden mideye gönderilecektir.bu da midenin daha fazla asit salgılamasına neden olacak ve mide problemleri baş gösterecektir.(Ülser, gastrit gibi).Aynı zamanda yeteri kadar sindirilmemiş gıdalar da safra kesesinin daha çok çalışmasına ve safra taşı oluşmasına neden olacaktır.Safra kesesinin fazla çalışmasıda karaciğer enzimlerinin de fazla salgılanmasına ve dahili hastalıklar oluşmasına neden olacaktır.
 

Problemi başlangıç aşamasında yani ilk sindirim organımız olan ağızda yakalarsak, dahili (sistemik) hastalıklarla bir ömür boyu uğraşmak zorunda kalmayız.

Dişhekimi hastaya ne tür bir protez yapacağının planlanmasını yaparak; gerekli ölçüleri alarak tedavisine başlar.Hekim hastayı bir bütün olarak ele alır.Görünüş,konuşma,dudaklar,yüz ifadesi, kaslar vs. Ve hastaya kullandıracağı yapay dişleri seçer.Hastanın bu dişlerle nasıl görüneceğini bilmesi için prova yapılır.bu provanın amacı protezin dokularla, dudaklarla estetik olarak ve çene eklemiyle uyumunun iyi olup olmadığını görmektir.
Bütün bu zor ve zahmetli uğraştan sonra protez hastaya teslim edilir.
 

Protezi hasta ilk defa kullanmaya başladığında protez hastaya yabancı ve büyükmüş hissi verecektir.Protez yerinde durmak istemeyecek ve yerinden daha çok çıkacaktır.Hastanın konuşması olumsuz yönde etkilenecek ve bozulacaktır.Yemek yiyebilmek zorlaşacaktır.(6 / 8 hafta kadar).Ağızda vuruklar oluşacak ve ağız yaraları çıkacaktır.Tat duyusu geçici bir süre kaybolacaktır. Hastada yutkunma zorluğu oluşacak ve protez hastaya bulantı hissi verecektir.

Bütün bu sorunların kısa sürede ortadan kalkması için hastanın protezlerini ( sadece yemek sonrası çıkarıp yıkadıktan sonra ) devamlı süreyle 1 ay boyunca gece gündüz takması gerekir. Sürekli kullanılmayan proteze kolay kolay alışamaz ve harcanan bütün emekler boşa gider.

Protez kullanmak sabır ister. Eğer hastalar inatla takmaya azmederse iyi bir protez kullanıcısı olacaktır.

BİR PROTEZ NE KADAR KULLANILMALIDIR
İdeal bir protezin ömrü 8-10 senedir. Yaş ilerledikçe insan vücudunda olan değişiklikler çene kemiğinde de olacaktır. Damaklar eriyerek ve küçülerek protezler tutuculuğunu yitirecek ve hasta verimli olarak protezini kullanmayacaktır. Bu tip durumlarda 3-4 yıl aralıklarla hareketli protezlerin doku uyumlarını sağlamak amacıyla protez yüzeylerine besleme (astarlama) yapılmalıdır. Aksi takdirde doku uyumunu kaybetmiş protez kullanmak damak dokusunun erimelerine yol açarak ileri yaşlarda protezlerin damağı tutmasını imkansız hale getirir.

Yeni sistemlerde artık protezin damağa daha iyi tutunması amacıyla implant ( vida destekli ) üstü total protezler iyi bir alternatif olarak kullanmaya başlamıştır. Ancak bu sistemlerin ekonomik açıdan yükü biraz fazladır ve her hastanın bütçesine uygun olmayabilir.

PROTEZLER NASIL TEMİZLENMELİDİR
Protezler her yemekten sonra çıkartılıp özel protez fırçalarıyla yada diş fırçasıyla içi ve dışı çok iyi bir biçimde fırçalanmalı ve temizlenmelidir. Protezler yapay oldukları için kendi kendilerini temizleme özellikleri yoktur. Hastaların temizlemesi gerekir. Protezler ayda bir protez temizleyici solüsyonlarda bekletilerek; dezenfeksiyonları yapılmalıdır. Bu solüsyonları dişhekimi önerecektir. Protezleri temizlik malzemeleriyle ( vim, çamaşır suyu v.b ) asla temizlememelidir.

Nitekim protezlerin yapısı gereği bu maddeleri içine emerek hastanın ağzında toksik (zehirli) etki yapacaktır.
Her protezin kullanım bakım talimatları farklıdır. Protez hekimden teslim alındığı zaman mutlaka kullanım ve bakım talimatları öğrenilmelidir.

KOMPOZİT DOLGU ve KANAL TEDAVİSİ

KOMPOZİT DOLGULAR
Çürük veya travma sebebiyle harab olan diş dokularının tamiri ve restorasyonu amacıyla dişhekimliği bilimi kompozit esaslı dolgu malzemelerini kullanarak bireyin doğal diş görünümünü yeniden oluşturabilmektedir.

Dişlerdeki çürük ve diğer defektlerin iyi bir estetik sonuç alınarak onarılabilmesi estetik dişhekimliği açısından önemlidir. Estetik bir dolgunun ömrü tedavi yöntemine, dişhekiminin yeteneğine, seçilen dolgu maddesine, hastanın ağız hijyenine, diet alışkanlıklarına ve kötü alışkanlıklarına bağlı olarak değişebilir. Geçmiş senelerde dolgular, amalgam dediğimiz halk arasında gümüş dolgu, siyah dolgu gibi isimler ile anılan dolgu materyali ile daha çok yapılmaktaydı. Bu tip dolgu maddesinin bağlantısı mekaniktir. Bu mekanik tutuculuğu arttırmak için dolgu boşluğunun daha büyük, daha derin olmasına gerek vardır. Buda diş dokusundan daha çok madde kaybına neden olmaktadır.

Fakat günümüzde kompozit diye adlandırılan halk arasında ışınlı dolgu denilen dolgu materyalleri kullanılmaya başlandı. Kompozit dolgular diş yüzeyine mekanik değil kimyasal olarak bağlanırlar ve dişin dolguya hazırlanması esnasında daha az madde kaybı olacağı için diş dokuları daha iyi korunur. Günümüzde kompozit dolguların içerikleri değiştirilerek azı (öğütücü)dişler bölgesinde kullanılabilecek daha dayanıklı kompozitler üretilmiştir. Kompozitler amalgam gibi cıva içermediği için toksik özellikleri yoktur.

Yapılan klinik deneysel çalışmalarda ağızda beş veya beşten fazla amalgam dolgu olması durumunda bireyin sağlığının olumsuz yönde etkilendiği ortaya çıkmıştır. Kompozit dolgularında bazı negatif özellikleri vardır. Ağız bakımı iyi olmayan bireylerde kompozit dolgu aşınabilir ve renklenebilir.

DOLGU SONRASI KARŞILAŞILABİLECEK PROBLEMLER
Kompozit dolgu uygulanmış dişler bir müddet sonra sıcağa ve soğuğa karşı duyarlı olabilir. Hatta bazı hastalarda çiğneme esnasında ağrılar duyulabilir. Dolgu yapılmış dişler yaralı dişlerdir ve iyileşmesi için zamana ihtiyaç vardır. Bütün bu rahatsızlıklar 1-2 ay içerisinde geçecektir. Bazı durumlarda dokuların kendilerini iyileştirme kapasitesi düşüktür,bunlar aşırı çürük durumları, ilerlemiş yaşlar, ağız hijyeninin kötü olduğu durumlar. Bu gibi durumlarda karşılaşılan hassasiyetler dah uzun sürebilir.


KANAL TEDAVİSİ NEDİR ?

Dişlerimizde bakımsızlık sonucu ile oluşan çürük zamanında temizlenip dolgu yapılmazsa, çürüğü oluşturan mikroplar dişin derin dokularına ilerleyerek dişin özüne ulaşır ve enfeksiyona sebep olurlar.Bu enfeksiyon da dişde zonklayan ağrılara neden olur.Diş hekimleri bu enfekte olmuş hastalıklı dişlere kanal tedavisi diye adlandırılan tedavi şeklini uygularlar.
 

Kanal tedavisi diş özünde bulunan iltihaplı dokuların ve çürüğün temizlenmesi,kök kanalının içerisine ilaçların konularak enfeksiyonun kurutulması esasına dayanır.Söz konusu ilaçlar tavsiye edilenden daha uzun süre kalırsa dişin kök ucundan sızarak çene kemiğinde ciddi harabiyetlere ve problemlere sebep olacaktır.Bu sebeple randevulara titizlikle uyulması önemlidir.

Tedavi sırasında veya sonrasında beklenmeyen ,şiddetli ağrı ve rahatsızlık veren bir durum olursa (örğ. Şişlik) hastanın hekime başvurması gerekir.

Kanal tedavisi devam ederken dişe geçici dolgu yapılır.Geçici dolguların düşmemesi için asitli gıdaların tüketilmemesi ve yapışkanlı yiyeceklerin yenilmemesine dikkat edilmelidir.Tedavi bittikten sonra dişe daimi dolgu yapılacaktır.

Kanal tedavisi yapılan dişin bir süre hassasiyet göstermesi,çiğnemesırasında hafif ağrılara sebep olması normal karşılanmalıdır.Nitekim kanal tedavisi gören diş hasta bir diştir.İyileşmesi için zamana ihtiyaç vardır.
 

Kanal tedavisi gören dişler zayıflar ve kırılganlaşırlar.Bu yüzden hastaların bu dişleri dikkatli kullanmaları,sert yiyeceklerden kaçınmaları ve çiğneme sırasında çok zorlamamaları gerekir.

DİŞETİ HASTALIĞI PERİODONTOLOJİ

Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Ancak hayatı doğrudan etkilediği bilinmediği için gereken önem verilmemektedir. Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır.

Fırçalanmayan dişlerimizin üzerinde yiyecek artıkları ve bakteriler birikir. Bakteriler bu yiyecek artıklarıyla beslenerek ağız ortamında asit üretirler, bu asit dişlerimizi eritmeye yani çürütmeye başlar ve diş etlerimizde diş eti iltihabına sebebiyet verir.
 


Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır.Erişkinlerde diş kayıplarının %70’ inden periodontal hastalıklar sorumludur.Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi;doğal dişlerin korunması,daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir.Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar.Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir.Bu dönemde dişetleri kanamalı,kırmızı ve hacim olarak büyümüştür.Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir.Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.
 

Dişeti iltihabı (gingivitis) Tedavi edilmemesi sonucu dişeti yıkımı ve kemik kaybına uğramış dişeti hastalığı (periodontitis)

 

Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır.Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur.Diş-diş eti arasında “periodontal cep” oluşur.Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır.Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar,hatta çekime gidebilir.
 

Dişeti hastalığının belirtileri nelerdir?

  • Dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır;
  • Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri,
  • Kırmızı,şiş ve hassas dişetleri ,
  • Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen,uzaklaşan dişetleri,
  • Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı,
  • Sallanan ve giderek birbirinden uzaklaşan dişler(dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması),
  • Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi,
  • Bölümlü protez uyumundaki değişiklik,bozulma ,
  • Sürekli kötü ağız kokusu,

    Bununla beraber,periodontal hastalıklar hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir.Bu nedenle düzenli aralıklarla diş hekimine gitmek son derece önemlidir.
     

    Dişeti Hastalığına sebep olan etkenler?

    Dişeti hastalığının temel nedeni bakteri plağı denen dişe sıkıca tutunan, yapışkan saydam bir tabakadır. Tırnağınızla dişinizin üzerini kazıyarak plağı fark edebilirsiniz. Plağın bir miligramında 200 ile 500 milyon arasında bakteri bulunur. Bunun yanı sıra aşağıdaki faktörler de dişeti sağlığınızı etkilemektedir.
     

      • GENETİK FAKTÖRLER: Yapılan araştırmalara göre %30 oranında genetik bir yatkınlık vardır. Ayrıca ağız bakımının kötü olması ile dişeti hastalığının gelişme olasılığı 6 kat daha artar. Ailede dişeti problemi olan bir kişi var ise mutlaka bir dişeti uzmanına siz de muayene olun.
         
      • SİGARA: Hepimizin bildiği gibi sigara kanser, akciğer, kalp hastalıkları gibi bir çok önemli rahatsızlıklara sebep olur. Tüm bunların dışında ağız içi mukozası ve dişetleri için de çok zararlıdır. Dişetlerinin yumuşamasına ve dişeti hastalıklarının gelişmesine neden olur.
         
      • İLAÇ KULLANIMI: Doğum kontrol hapları, anti-depresanlar, kalp ilaçları ağız sağlığınızı etkiler. Bu yüzden bu ilaçlardan birini kullanıyorsanız lütfen diş hekiminizi uyarınız ve ağız hijyeninize ayrıca önem veriniz.
         
      • HORMONAL DEĞİŞİKLİKLER: Hamilelik, puberte, menopoz, mensturasyon gibi hormonal değişikliklerin yoğun olduğu dönemlerde ağız hijyeninize ayrıca özen göstermeniz gerekmektedir. Diş etleriniz bu dönemlerde daha hassas olur. Diş eti hastalığına yatkınlık artar.
         
      • STRES : Hipertansiyon, kanser gibi pek çok rahatsızlığın nedenlerinden biri olmasının yanında dişeti hastalıklarının da risk faktörlerindendir. Araştırmalar göstermiştir ki periodontal hastalıklarda dahil olmak üzere stres vücudun enfeksiyonla mücadelesini zorlaştırmaktadır.
         
      • DİŞ SIKMAK VEYA GICIRDATMAK: Diş ve dişeti arasındaki kuvvetin azalmasına neden olarak periodontal doku yıkımına sebep olurlar. Diş etlerindeki çekilmenin bir sebebi de diş sıkmaktır. Mutlaka gece plağı takılarak bu sıkmanın durdurulması gerekir.
         
      • KÖTÜ BESLENME: Vücudun, immun (bağışıklık) sisteminin zayıflamasına ve buna bağlı olarak, diş eti enfeksiyonu da dahil olmak üzere enfeksiyonlarla mücadelesinin zorlaşmasına neden olur (Dengeli beslenme ve diş sağlığı).
         
      • DİABET-ŞEKER HASTALIĞI: Diabet hastaları periodontal (diş eti) enfeksiyon açısından yüksek risk grubuna girerler. Mutlaka rutin diş eti kontrollerini yaptırarak ağız hijyenlerine ayrıca özen göstermelidirler.
         
      • KÖTÜ YAPILMIŞ KURON KÖPRÜ VE DOLGULAR: Dişetine basan ve taşkın yapılmış dolgu, kuron ve köprüler dişetlerinde problem oluşturur.
         
    TEDAVİ ŞEKLİ
          Dişeti hastalıklarının erken safhalardaki tedavisi genellikle diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmesidir. Bu aşamalarda dişlerin etrafındaki ceplerden bakteri birikintileri ve diş taşları uzaklaştırılır ve kök yüzeyleri düzleştirilir. Bu işlemlerle iltihaba neden olan bakteriler ve toksin maddeler ağızdan uzaklaştırılır. Dişeti hastalıklarının erken safhalarında uygulanan bu işlemler genellikle yüz güldürücü sonuçlar için yeterli olmaktadır.

         

    Daha ilerlemiş vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi müdahalenin amacı; derin ceplerdeki diş taşlarını ve hastalıklı dokuları ortamda uzaklaştırarak iyileşmenin olabilmesi için kök yüzeylerini düzleştirmek ve dişetlerine kolay temizlenebilmesi için şekil vermektir.
     

    Tedavilerden sonra periodontal hastalar periyodik olarak görülmelidir. Periodontal tedavi ile elde edilen olumlu sonuçları korumanın tek yolu dişlerin fırçalanması, diş ipi ve bakteri birikintilerini ortamdan uzaklaştıran kimyasal ajanların düzenli olarak kullanılmasıdır. Ve en önemlisi diş hekiminin önerdiği aralıklarla kontrolünüzü yaptırmaktır.

ORAL DİAGNOZ RADYOLOJİ
Periapikal Röntgen Örneği

ORAL DİAGNOZ VE RADYOLOJİ
Tıp bilimlerinde doğru teşhis çok önemlidir. Doğru teşhis doğru tedavinin anahtarıdır. Doğru teşhis yapabilmek için sadece muayene etmek yetersiz kalabilir.

Teşhis mutlaka röntgen filmleri, laboratuar testleri, analiz modelleri gibi yardımcı tanı yöntemleri kullanılarak doğrulanmalıdır. Dişhekimliğinde tanı amacıyla yaygın olarak periapikal röntgen filmlerinden yararlanılır.

Panoromik Röntgen Örneği

Periapikal röntgenlerde sadece bir veya birkaç diş grubu görüntülenebilir. Ağızdaki tüm dişlerin, kemik içindeki oluşumların ve anomalilerin görüntülendiği röntgen filmine ise ‘panoromik’ röntgen filmi denir.
 

Bu film ile sadece tek bir bölge değil alt ve üst çenede tüm bölgeler incelenebilir. Trakya’daki ilk dijital panoromik ve sefalometrik görüntüleme cihazı kliniğimizde kullanılmıştır. Bu cihazın kullanımı ile problemlerin teşhisi daha net ortaya çıkmakta ve tedavi kalitesi artmaktadır. Dijital görüntüleme cihazı ile hastanın bir röntgen çekiminde almış olduğu radyasyon miktarı diğer konvansiyonel cihazlara göre çok azdır. Eski konvansiyonel(filmli) cihazlarda röntgen filminin ortaya çıkması için çeşitli kimyasal banyo solusyonları kullanılır.

Bu kimyasal solusyonlar maalesef ki çevreye oldukça zararlı ağır metaller içermektedir. Dijital görüntüleme cihazında kimyasallar kullanılmaz, görüntü dijital ortamda bilgisayara aktarılır ve orada saklanır, gerekirse yazıcı çıktısı alarak da kullanılabilir.
 


Dijital görüntüleme cihazı ile ortodontik tanı amaçlı kullanılan sefalometrik grafiler, kemik yaşının belirlenmesinde kullanılan el-bilek röntgenleride görüntülenebilir. El –bilek röntgenleri özellikle adli vakalarda kemik yaşının belirlenmesinde yol göstericidir.