Pazar Günleri Açığız
RANDEVU ALMAK İÇİN:0 282 654 44 44

DOWN SENDROMU’NDA AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI İLİŞKİSİ

DOWN SENDROMU’NDA AĞIZ ve DİŞ SAĞLIĞI İLİŞKİSİ

Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down sendromu, trizomi 21; genetik düzensizlik sonucu insanın 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması durumu ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan genetik bir bozukluktur. Down Sendromu 19. yüzyılda İngiliz doktor John Langdon Down  tarafından  bulunmuştur. Down sendromu vücutta yapısal ve fonksiyonel değişiklikler ile karakterize edilir.

İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine bağlanmış olan genlerden oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla çocuğunuzun fazladan sahip olduğu bir kromozom onun hayatını etkileyecektir.

Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. Diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır. 

(Down Sendromu’nda) TİPİK BELİRTİLERİ.

AĞIZ, DİŞ ve ÇENE YAPILARIYLA İLİŞKİSİ

Down Sendromlu çocuklarda %12-20 oranında iskeletsel problemler saptanır. Orta yüz gelişimi yetersizliği ile ilgili olarak DS’li çocuklarda prognati inferior (ortodontik kapanış bozukluğu) görülmektedir. Burun hava girişlerinin darlığı ve septal deviasyon, ağzın sürekli açık olmasına neden olur.

Sinir Sistemi Hastalıkları: DS‘li çocuklarda, hastaların koordinasyon eksiklikleri mevcuttur. Yaşla birlikte koordinasyon gelişimi artmaktadır. Bu nedenle yeterli beceriler kazanılana kadar ağız hijyeninin sağlanması için yardıma ihtiyaç duyulur.

DS’li çocuklarda mental gerilik, işitme problemleri, aşırı tükrük salgılanması , ağız kapamada yetersizlik, kuru ve ince müköz membran, büyük dil , dişsel anomaliler ve genel kassal zayıflıkların sonucunda konuşmanın geciktiği tespit edilmiştir.

DİŞ TEDAVİSİ’NDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR

DS’li çocukları tedavi ederken öncelikle subakut bakteriyel endokardit proflaksisi ihtiyacının belirlenmesi ve hastanın uyum düzeyi düşünülmelidir. Çocuk konjenital kalp defektine yönelik cerrahi geçirmişse, cerrahinin ne zaman yapıldığı ve reziduel bir defekt olup olmadığına göre subakut bakteriyel endokardit proflaksisine gerek olmayabilir. Bu ebeveyn ve çocuğun kardiyoloğu tarafından onaylanmalıdır.

DS’li hastaların periodontal hastalıklara daha fazla eğilimli olduğunu hatırlamak önemlidir. Hastaların çoğunda periodontitis 30 yaş civarında gelişir ve ilk olarak süt dişlenmesi döneminde oluşabilir. Bu hastalarda plak seviyeleri yüksektir, ama dişeti iltihabı, dişeti çekilmesi ve diş çevresi çene kemiğinde yıkımın şiddeti sadece lokal faktörlere bağlanmamalıdır. Özellikle nötrofil fonksiyonlarında oluşan birçok küçük immün yetersizlik belirlenebilir ve dişeti iltihabında artış  eğilime neden olabilir.

AĞIZ BAKIMI EĞİTİMİ

Diş hekimi durumun ciddiyetini ebeveynlere açıkça anlatmalı ve floridli diş macunu ile doğru günlük diş fırçalama, diş ipi ve gerektiğinde %0.12’lik klorheksidin gibi antibakteriyel ağız gargaralarının kullanımını içeren iyi oral hijyen alışkanlıklarının erkenden geliştirilmesi üzerinde durmalıdır. Elektrikli diş fırçaları da etkin fırçalama ve kolaylık sağlama açısından faydalı olabilir. Yaşla ve eğitimle birlikte bu çocuklarda koordinasyon gelişimi de artmaktadır fakat bu hastaların ağız hijyeninin sağlanması konusunda, yeterli becerileri kazanana kadar bir yardımcıya ihtiyaç duyacağı unutulmamalıdır.

 

DOWN SENDROMLU ÇOCUKLAR NASIL REHABİLİTE EDİLİR ?  TEDAVİLERİ NASILDIR ?

Çocuğun gelişiminde öncelikle destekleyici tedavi uygulanır. Bu yöntem sayesinde öğrenme daha kolaylaştırılır ve çocuk gelişimini daha erken sağlar. Fizyoterapist eşliğinde uygulanan tedavi ile çocuğun hareket kabiliyeti geliştirilir. Bu programların uygulanması sırasında çocuğa şefkatle yaklaşmak oldukça faydalıdır. Bu durum, onların gelişimini pozitif yönde etkileyecektir.

Eğitim sırasında çocukların oyun oynamaları da sağlanır. Oyun, onları oldukça eğlendirir. Oyuncakların, çocukların hareketini geliştirecek oyuncaklardan oluşmasına dikkat edilmelidir. Diğer çocuklarla birlikte oynaması oyunun daha eğlenceli hale gelmesini sağlar. Şarkılar, resimler, oyuncaklar çocuğun kabiliyetinin artmasına katkıda bulunur. Fakat down sendromlu çocukların karakterleri, yapıları birbirinden farklıdır. Sadece dış görünüşleri birbirine benzer. Bu yüzden, her ne kadar bu hastalara uygulanan eğitim aynı olsa da küçük farklılıklar, eğitim ve öğrenme programında oluşturulabilir.